logo

24 Temmuz 2014

MUSEVİ/YAHUDİ/İBRANİ/İSRAİL MALLARI HANGİLERİDİR?


facebooktwitter
aliozdemir
aozdemir53@hotmail.com

Bu yazı daha çok 15-30 yaş arası kuşaklar içindir.

Evlerimizde, iş yerlerimizde kullandığımız eşyaların, tükettiğimiz gıdaların yüzde 80-90 kadarlık dilimi ne yazık ki ABD, Almanya, Fransa, İsveç, İtalya, İsrail, Rusya, Avusturya, Arjantin, Kazakistan, Hollanda, Norveç vb. gibi ülkelerde yaşayan İbranilerin (Yahudi, Musevi) şirketlerinin ürünleridir. Dünyanın en büyük şirketlerinin 400 kadarı İbranilerin elindedir. Diğer 100 kadarlık şirket de 400 şirketin katkısı/desteği olmadan işlevsiz kalır.

600-1000 yıldır yan gelip yattığımız, bilime sırtımızı döndüğümüz, teknolojiye, AR-GE’ye, eğitime, üniversitelere yeterli önemi vermediğimiz için üretemez olduk.

77 milyonluk nüfusumuz, 100 bin camimiz ama 3000 kadar kütüphanemiz vardır. Kütüphane olarak tabelası bulunan bir çok tesisimiz ise maalesef içeriksizdir. Örneğin şu anda yaşadığım küçük Anadolu ilindeki halk kütüphanesinde 30 bin kadar kitap var. Bunların yüzde 90’ı faydasız bilgi içeren türden…

Her zaman dile getirdiğim bir kaç konu var: Dünyanın nüfusu 7.5 milyar, Türkiye’nin nüfusu 77 milyondur. Yani Dünyanın yüzde 1’i Türk’tür. Diğer ülkelerde yaşayan soydaşlarımızı da sayarsak 350 milyonluk bir kitle ortaya çıkar.

Dünyanın yüzde 1’ini oluşturan Türk halkının dünya üretimindeki payı yüzde 1 kadar değil, yüzde 0,2’si kadardır. Yani olmamız gereken noktanın 5 kat aşağısındayız.

30 milyonluk Güney Kore bizden 4-5 kat fazla ihracat yapıyor.

* Toplum olarak kendi ürettiğimiz malları küçümsemekten vazgeçmeliyiz.

* Aptalca bir yöneliş olan modanın peşini bırakmalıyız.

* Lüks tüketime son vermeliyiz.

* 500-800 TL’lik bilgisayar işimizi görecekken 3-5 bin TL’ye makine almamalıyız.

* Daha çok okumalı ve öğrenmeliyiz.

* Bilim insanlarına daha çok destek olmalıyız.

* Her sektörde yerli mallarını desteklemeliyiz.

* Ürünlerin barkodlarına bakarak 869 ile başlayanları tercih etmeliyiz.

* Katma değeri yüksek olan malları (araba, telefon, kamera, tablet, bilgisayar, yazılım, tohum, markalı tekstil vb.) üretmeliyiz.

* 2000 kilo soğan verip 1 telefon alma durumundan kurtulmalıyız.

* Herkesin kazancına göre vergi ödemesini sağlamalıyız.

* Fatura / fiş vermeyenlerden alış-veriş yapmamalıyız.

* Daha az TV izlemeliyiz.

* Topraklarımızı verimli kullanmayı öğrenmeliyiz.

* Verimli tarlalara ev yapma (imar) izini verenlere tepki göstermeliyiz.

* Kahvehanelerde miskin miskin oturmaktan vazgeçmeliyiz.

* Hiç bir üretim yapmadan (parazit) maaş alanlara göz yummamalıyız.

* Turizm, inşaat, tekstil gibi sektörlerde yaptığımız üretimlerin katma değeri nispeten düşüktür. Ürettiğimiz tekstil ürünleri çok ucuza gitmektedir. Bir İtalyan gömleği 300-500 TL iken biz en çok 40-50 TL’ye satıyoruz.

* İsviçre gibi minik ülkeler 700 bin TL’lik saatler üretip satıyorken biz 7 TL’lik saat bile yapamıyoruz.

* TSE, CE, ISO belgeleri olmayan, kalitesi düşük, kısa ömürlü eşyaları almaktan vazgeçmeliyiz.

* Uzakdoğu ülkelerinden gelen standart dışı, kansorejen, dayanıksız ürünleri asla kullanmamalıyız.

Son söz: Gazlı meşrubatların tümü sağlığa zararlıdır. Hiç birini içmenizi önermiyorum. Kola içmeyerek İsrail’i protesto ettiğini sananlara bir şey demek istiyorum ama diyemiyorum…

Ali Özdemir
www.aliozdemir.net

 

Share
1458 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...