logo

Filler tepişirken çiçekler ezilmesin!


facebooktwitter
Dr.Erkan Kavas
erkankavas20@gmail.com

10 yıl önce ‘İlköğretim Müfettişlerinin (şimdi eğitim denetmeni) Denetim Davranışlarına İlişkin Öğretmen Algı ve Beklentileri’ üzerine Yüksek Lisans Tezi hazırlayarak ‘Eğitim Yönetimi Denetimi Bilim Uzmanı’ unvanını almıştım. Gündemi bilim uzmanı ve PDR gözüyle değerlendirmemek görmezden gelmek olamazdı…

Bu günlerde dershaneler, okullar ve yurtlara giden MEB Eğitim Denetmenleri siyasi propaganda yapılıp yapılmadığı gibi konularda çocukların ifadelerini almaktadırlar. Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğünde adli vakalarla ilgili 18 yaşın altındaki çocukların ifadeleri alınırken bile Sosyal Hizmet Uzmanı ve Avukat bulundurma zorunluluğu var. Gayet güzel bir uygulama. Böylece sonradan ortaya çıkan ‘Baskı altında ifadem alındı’ türü yaklaşımların da önüne geçilmiş oluyor. Ancak çocuklarını MEB’e bağlı kurumlara teslim eden velilerin çocuklarının (tanık olarak da olsa) ifadeleri alınırken aynı hassasiyetin gösterilmediği son uygulamalar sonucu ortaya çıkmış oldu. Daha ilkokula giden bir çocuk (tanık olarak bile olsa) yalnız şekilde ifadesi alınıyorsa bu çocuğun yaşadığı baskıyı tarif etmeye gerek yok. Bu konuda ifadesine başvurulan liseli öğrenciler de var. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uzmanı olarak bu öğrencilerden bazıları ile görüşme fırsatı yakaladım. Bu şekilde ifadesi alınan bir öğrenciye yaşadıklarını sorduğumda; ‘Söyleyemem. Yemin ettirdiler’ diye cevap verdi. Ancak ne kadar tedirgin olduğu yüz hatlarından beli oluyordu. Sanki tanık değil suçlu gibiydi. Birçok öğrencide de aynı duygunun yaşandığını gözledim. Biz o dershaneye gitmekle suç mu işledik? Sınıflarımızdan tüm öğrencilerin hangi dershanelere gittiğinin listeleri alındı. Acaba fişleniyor muyuz? Bu ilerde karşımıza engel olarak çıkar mı? Dershanemiz kapatılırsa biz ne yapacağız? Daha birçok soru geldi öğrencilerden. Öğrencilere bu duyguyu yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Öğrenciler, psikolojilerinin bozulduğunu ve kendilerini baskı altında hissettikleri, kendilerinden yazılı ifade alınmasını anlayamadıklarını, çok tedirgin olduklarını ve kendilerine yapılanlara anlam veremediklerini ifade etmişlerdir.

Bu öğrencilerle yaptığım görüşmelerde; öğrencilerin yaşadıklarını anlatırken çok tedirgin ve kaygı içinde oldukları, birçok dershane varken sadece bir dershaneye giden öğrencilerin yazılı ifadelerinin alınmasının; ‘Acaba suç mu işledim? Bu dershaneye gitmekle yanlış bir şey mi yaptım? korkusu yaşadıkları, sevdikleri ve yararlı olduğunu düşündükleri dershane öğretmenleri ile idari otorite arasında kaldıkları, psikolojik olarak yıpranmış oldukları, kendilerine ve dershanelerine yapılan bu uyulamaya bir anlam veremedikleri, ifadelerine başvuran idari otoriteye karşı güvensizlik ve hayal kırıklığı yaşamaya başladıklarını gözledim.

Müfettişlerin bazı dershanelere giderek öğrenci listelerini istediği, öğrencilerinin fişlenmesi ve bilgi gizliliğini ihlal anlama geleceğinden bu listeleri alamadıklarını, ancak okul idarelerinden bu listelerin temin edilme yoluna gidildiği duyumları gelmektedir. Öğrencilerin müsaadesi olmadan kişisel bilgilerini paylaşan dershane ve okul idarecilerini ilerleyen zamanlarda hukuki bir sürecin beklediğini söylemek yanlış olmaz. Hatta soruşturma ile görevlendirilen eğitim müfettişlerden hukuki dayanağı olmayan uygulamalara imza atanların da bu hukuki sürece dahil olabileceklerini söylemek yanlış olmaz. Türkiye eski Türkiye değil. İnsanlar artık haklarını sonuna kadar arıyor. Yapanın yaptığı hiçbir zaman yanına kalmıyor.

Eğer ortada iddia edilen bir suç varsa delilleriyle ortaya konulur. İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. İddia sahibi iddiasını ispat edemezse tazminat ödeme de dâhil hukuki yaptırımlara peşinen katlanmak durumundadır. Sondajlama yöntemiyle suç delili aranmaz. İddia sahibi somut belge ve isimleri vermekle mükelleftir. Tabi burada şikâyette bulunan birinin olup olmadığı bile şüpheli. Duyumlar üzerine ve bakanlığın yazısı üzerine tüm Türkiye’de sondajlama yöntemiyle delil arandığı anlaşılıyor. Delil bulunamasa bile kurumlar ve öğrenciler üzerinde baskı kurmak asıl hedef olabilir. Ancak bu tür baskılar çoğu zaman ters tepebiliyor. Benden söylemesi.

Eğer iddialar araştırılacaksa oy kullanma yaşına bile gelmemiş reşit olmayan çocuklar rahat bırakılmalı, bu çocukların velileriyle muhatap olunmalıdır. Bu çocukların ifadelerine ille başvurulması gerekiyorsa velileri bilgilendirilir, bir pedagog eşliğinde velilerinin de müsaadesi alınarak ifadelerine başvurulur. Bunun yöntemi okullara, yurtlara ve dershanelere baskın yapmak, çocukların ifadelerini gizlice alıp sakın velilerinize veya bir başkasına bunu anlatmayın demek değildir. Karakollarda bile verdiğimiz ifadelerin bir nüshası ifade verene verilmekte olduğu düşünüldüğünde, verilen bu ifadelerin bir nüshası çıktı şeklinde bu çocukların velilerine mutlaka verilmelidir.

Sonuçta, asıl zarar gören yine ümit çiçeği çocuklarımız olmaktadır. Lütfen biraz dikkat. Filler tepişirken çiçekler ezilmesin. www.erkankavas.com.tr

 Dr. Erkan Kavas

Psikolojik Danışma ve Rehberlik uzmanı

EKSEN Eğitimsen Denizli İl Temsilcisi

 

Etiketler: » » »
Share
1196 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...
kadıköy escort kadıköy escort bayan ümraniye escort kartal escort ümraniye escort kartal escort beşiktaş escort ataşehir ataşehir escort şirinevler escort maltepe escort ataköy escort anadolu yakası escort rus escort istanbul escort