logo

Veli ile öğretmen ilişkisi nasıl olmalı?


pekiyinet
alisanci@gmail.com

Hem Öğretmenlerin hem de velilerin gözden geçirmesi gerektiği güzel bir köşe yazısı ile sizi başbaşa bırakalım..

Veli ile öğretmen ilişkisi nasıl olmalı?

Çoğu öğretmen , veliler tarafından yeteri kadar desteklenmediklerini düşündükleri için onlardan şikayetçi..

Aynı şekilde veliler de eskisi kadar öğretmenlere güvenmiyor.

Bu durumda da çocuk zarar görüyor.

Veli ile öğretmen işbirliği yapmadıkça, sürdürülebilir başarıyı yakalamak mümkün değil. Peki bu işbirliği nasıl olmalı?

TUTUM BİRLİĞİ

Öğretmenin sınıfta çocuğa kazandırmak istediği birçok tutum, davranış ve bakış açısı evde desteklenmeyince öğretmen çok yol alamıyor.

Daha da kötüsü bazen öğretmenin değerleri ile ailenin değerleri çatışıyor.

Örneğin, öğretmen çocuğa sorumluluk kazandırmak istiyor ama aile çocuğa evde hiçbir sorumluluk vermiyor.

Tersi de mümkün. Özellikle üst düzey eğitim almış aileler, öğretmenlerin tutumlarından rahatsız olabiliyor.

Bundan dolayı aile ile öğretmen arasında işbirliği olmalı ki değerler ve tutum birliği sağlansın ve çocuk zarar görmesin.

DENETLEYİCİ ROL

Birçok öğretmen için aile denetleyici rolü üstlenmiş durumda.

Öğretmen, kendisinin veli tarafından denetlendiğini hissediyor ve aileye, dolayısıyla da çocuğa karşı bir antipati oluşturuyor.

Aile denetleyici rolünden sıyrılıp, paydaş rolüne geçmedikçe zararı yine çocuk görüyor. Paydaşlık ise sadece öğretmen ile aile arasında bir güven ilişkisi olduğu zaman mümkün. Bu da düzenli diyalog ile sağlanabilir.

SORUN REDDETME

Çoğu aile çocuğunun sorunlarını kabullenmek istemiyor. Çocuğunu en iyi olarak gösterme eğiliminde.

Üstelik çocuk sınıfta farklı, evde farklı davranabiliyor. Öğretmen durumu aile ile paylaşınca, aile sorunları reddedebiliyor ve hatta öğretmeni de çocuğu tanımamakla suçlayabiliyor.

Okullarda en iyi olma savaşı yaşandığı için, aileler eksiklikleri kabullenmek istemiyor. Bu durumu düzeltmek de yine güvene dayalı bir ilişki kurmakla mümkün.

BİLGİ PAYLAŞIMI

Aileler çocukları ile ilgili bilgileri düzenli olarak öğretmen ile paylaşmadıkça, öğretmen çocuğa yeteri kadar yardımcı olamıyor.

Aileden düzenli bilgi gelmedikçe, öğretmenler çocukların gelişimini de tam takip edemiyor. Okullar bu bağlamda düzenli bilgi akışını sağlayacak kanallar kurmalıdır.

AİLE EĞİTİMİ

Yaşanan sorunları çoğu aile temelli oluyor.

Gerçekçi olmayan yüksek beklentilere sahip olma, sınır koymama, çok katı kurallar koyma veya yargılama gibi davranışlar çocukta sorun yaratıyor.

Bu bağlamda öğretmenler ailelere eğitim sunarsa, aile kendini değiştirebiliyor ve bu paylaşımın olumlu etkisi de çocuğa hemen yansıyor.

SINAV BAŞARISI BEKLENTİSİ

Birçok aile, okulu sınava hazırlayan bir kurum ve öğretmenleri de çocuklara bilgi aktaran kişiler olarak gördüğü için öğretmenler yeni yöntemler deneyemiyor.

Deneyenlere ise aileler tepki gösterebiliyor ya da öğretmenler bu beklentiden dolayı üzerlerinde sınav için öğretme baskısı görüyor.

Aslında hayat başarısını ve mutluluğu ön planda tutan birçok veli var ama öğretmenle bu bağlamda işbirliği yapamıyor çoğu zaman.

OKULLAR NE İÇİNDİR?

Okullar çocukları sınava değil, hayata hazırlayan kurumlar olmalı.

Bundan dolayı da aileler, çocukları için öğretmen ile işbirliği yapmalı. Sadece toplantıdan toplantıya okula uğramak ya da öğretmen ile ara sıra konuşmaktan ziyade, düzenli planlama ve gelişim toplantıları yapılmalı.

Gerçek başarıya ancak öğretmen ve aile arasında sağlanacak tam bir işbirliği ile ulaşabiliriz.


Özgür BOLAT-Hürriyet
https://twitter.com/ozgurbolat

Etiketler: » » »
Share
1212 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...