logo

25 Kasım 2012

Öğretmenim!


pekiyinet
alisanci@gmail.com

Öğretmenler haftasını vesile bilerek eğitim öğretimin önemini ve unsurlarını hatırlatmakta fayda vardır. Kim ne derse desin insanlığın en önemli konusu hiç kuşkusuz eğitimdir. Eğitimin de en önemli unsuru öğretmendir. Eğitimin öneminin bir başka göstergesi de, peygamberlerin de birer “öğretmen” oluşudur. Allah, insanları eğitmek üzere peygamberleri görevlendirmiştir.

Eğitim, akıl ve gönül esaslıdır. Akıl saygıyı gönül ise sevgiyi gerekli kılar. Sevginin kuşkuyu gidereceğini, vehmin kapısını kapatacak tek gücün sevgi olduğunu belirten Mevlânâ, kıskançlığı, sevginin şartları arasında sayar. Seven insan kıskanır yahut kıskanan insan seviyor demektir.

Mevlânâ’nın düşüncesinde olumsuz netice veren iki tür sevgi vardır: Biri duygu ile karışan ahmağın sevgisi, diğeri de makam sevgisi…

Mevlânâ seven ile sevilen arasındaki ilişkiyi ele alırken, bu ilişkinin ilk önce Allah ile insan arasında, sonra karı-koca, daha sonra da öğretmen-öğrenci arasında düşünülebileceğini belirtir. Mevlânâ, sevgiyi “karşılıklılık” esası üzerine temellendirir. Dolayısıyla seven, sevilir.

Seven kişi sevdiğine, “Beni mi yoksa kendini mi daha çok seviyorsun?” diye sorar. Seven ona, “Ben sende öylesine yok oldum ki tamamen seninle doluyum. Sen varsın bende. Senin bal denizinde, sirke gibi yok olup gitmişim. Güneşin ışınları karşısında lâl kesilen taş gibiyim. Bende taşlık kalmadı, senin güneşinle doluyum.”

Böyle bir sevgi ile dolu olan kişi, artık kendini sevmek istese bile sevemez. O mâşukunu (güneş) sever. Güneşi sevince de kendini sevmiş olur, Mevlânâ’nın anlattığı sevgide “benlik”ten uzaklaşma vardır.

İnsan, benliğinden ne kadar uzaklaşırsa, başkalarını o oranda sevebilir. Gerçek âşığın “ben” demesi, gerçekte “o” demektir. Onun için insana, benliğinden uzaklaşıp aydınlanmasını öğütler. Mevlânâ eğitimin merkezine sevgiyi oturtur. Bu da, öğretmen-öğrenci ilişkisini ve bu ilişkinin doğurduğu birlik ve âhengi gösterir.

Gök yeryüzüne, yeryüzü gökyüzüne âşıktır. Birbirine ters düşmüş gibi görünürler fakat birbirine âşıktırlar. Gökyüzü yeryüzüne ne atarsa, yer de onu besleyip büyütür. Isı isteyince ısı, su isteyince rahmet yağdırır.

Yeryüzü doğurgandır, doğurduğunu emzirip büyütür. Yeryüzü olmasaydı güller nerede biterdi? Gökyüzünün suyu olmasaydı yeryüzü doğurabilir miydi? Kâinatın her bir parçası diğerine düşkündür. Her parçanın birleşmesiyle yeni bir şeyler meydana gelir. İşte tabiatta cereyan eden bu düzen, eğitim ve öğretimin en önemli parçaları olan öğretmen-öğrenci arasında da söz konusudur. Öğretmen gökyüzünü andırır, öğrencisine güneş gibi ışık verir. Bilgisinin nuru ile aydınlatır, onu ısıtır. Davranış ve anlayış kanallarıyla da onun gönlüne ve zihnine rahmet akıtır. Bir taraftan ısı, bir taraftan da su ile beslediği öğrencisinin zihin ve kalbinde bereketli ürün ve güzel kokulu çiçekler açar. Bu anlamda öğrenci doğurgan olan yeryüzüne benzer.

Öğrenciler olmasaydı kültür mirasını çağlar ötesine kim taşıyacaktı? Öğretmen rahmet ve ışık saçmasaydı öğrenci nasıl doğurgan olacaktı? İşte insanlığın bu zamana kadar getirdiği ve daha ileriye götüreceği bu büyük kültür mirası, öğretmen – öğrenci arasındaki sevginin eseridir.

Onlar, ışık saçan iki ayrı kandil gibidir. Ayrı vücuda sahip olmalarına rağmen, ışıklarıyla kucaklaşmakta, saçtıkları ışıkla aynîleşmektedirler. Öğrencinin gönül ve zihniyle, öğretmenin bilgisi birleşince insanı yücelten ve onu zenginleştiren bir şeyler doğar ve böylece eğitim hedefine ulaşır.

Öğretmenler sorumluluk âbidesidir. Bir ülkede ticaret ve alışveriş tarzı bozuksa, bundan öğretmen sorumludur. Siyaset asıl çizgisinden ayrılmış, milletinin tarihî karakterini kaybetmişse, bundan yine öğretmen sorumludur. Gençlik amaçsız, aileler otoritesiz ise bundan da öğretmen sorumludur.

Memurlar rüşvetçi, sorumlu makamlar kayırmacı iseler, evet, öğretmenin utanması icap eder. Ben utanıyorum. Din hayatı, bir riya veya taklit merasimi haline gelerek vicdanlar sahipsiz ve sultansız kalmışsa bunun da sorumlusu öğretmenlerdir.

Yüreklerin merhametsizliğinden, hislerin bayağılığından ve iradelerin gevşekliğinden sorumlu biri aranırsa, o da öğretmendir. Yalnız kaldığımızda yalnızlığımızın sorumlusu o, imanların zayıfladığı devirlerde bu gevşemenin sorumlusu yine onlardır.

Evet öğretmen bunlardan sorumludur, fakat öğretmenler, aynı zamanda birer başarı âbidesidirler. Ülkemizde ilimde, fikirde, sanatta, teknikte, icatta meydana gelen gelişmeler hiç kuşkusuz öğretmenlerin eseridir.

Öğretmen yağmur gibi yağar, yağan rahmeti bünyesine kabul etmeyen toprak utansın.

Sosyal ve ekonomik açıdan hayat standartları istenilen düzeyde olmamasına rağmen, yeni şartlara ayak uydurmakta hiç de geri kalmayan öğretmenlerin, yetişmeleri için alın teri döktükleri, uğurlarında sağlıklarını feda ettikleri gençler, günümüzde harikalar yaratmaktadır.

Ülkemizin neresinde bir güzellik varsa, nerede bir genç filiz veriyorsa, nerede bir onurlu duruş varsa bunlar da öğretmenlerin eseridir. 75 milyon insanın mutluluğuna, başarısına, düzenine, istikrarına katkı sağlayanlar, omuz verenler yine öğretmenlerdir. Öğretmene verilip de geri alınmayan hiçbir emek yoktur. Aksine verilenin fazlasını verendir öğretmendir. Sorumluluk makamlarında oturup da, görev aşkıyla kimler hizmet ediyorlarsa onlar da öğretmenlerin eseridir. Ülkemin yükünü omuzlayan öğretmenlerime, öğretmen adayı arkadaşlarıma sonsuz sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Dr. İhsan Alperen-Milli Gazete

Etiketler:
Share
836 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...