logo

Kıble’yi de kaldırın!


pekiyinet
alisanci@gmail.com

Eğitimde yeni kılık-kıyafet uygulaması ile ilgili ilginç bir köşe yazısı…

“Ankara’daki o zevata sesleniyorum: Eğer tek tip insana karşı iseniz; insanları özgürleştirmek yandaşı iseniz; o zaman aynı kıbleye yönelen; aynı biçimde ibadet eden insanları da özgürleştirin. Kıbleyi kaldırın; namaz saatlerini iptal edin.
Bu önerim size çok saçma geldi, değil mi?
Şu an Milli Eğitim Bakanlığı’nı yöneten zevata kızgınım da ondan…
Bunlar; Ankara’da otururlar; eğitimden habersizdirler ama 75 milyonluk koskoca ülkenin kaderiyle oynarlar.
Eğitimin bir pedagojik iş olduğunu bilmezler. Bunun psikolojisinin, sosyolojisinin olduğundan habersizdirler.
Efendiler yine buyurdular:  Tek tip insan yetiştirmek istemiyoruz. Bunun için öğrencilere kıyafet özgürlüğü getiriyoruz.
Görüyoruz ki ‘Ben yaptım oldu’cu zevat; özgürlük adına, çocuklarımızı çürütmeye uğraşıyorlar.

HAYAT, KURALLIDIR

Oturduğu koltuğu dünyanın merkezi zanneden; eğitimin dışındaki bu MEB’ciler önce şunu öğrensinler: Eğitim; çocukta davranış değişikliği yaratmaktır. Bu değişimin ileriye doğru olması gerekir. 
Ömer Bey’in bürokratları; çocuklarımızı; özgürleştirmek görüntüsü altında kuralsızlığa, ilkesizliğe yönlendiriyorlar. Hayatın; kuralsızlık değil tam aksine kurallar bütünü olduğunu da bilmeyen bu sözde eğitimciler; ülkenin kara talihidir.
Çocukların aynı kıyafeti giymesi tek tipleştirme değil; onları toplumsallaştırmanın bir yoludur. Bu belli dönemde aynı elbiseyi giyen öğrenciler; ortak davranmayı; bir disiplin içinde hareket etmeyi de öğrenmiş olurlar. Belli bir dönemi kapsayan bu tek tip kıyafet,  ortak davranarak ve ortak görünerek toplumsal varlık olmaya giden bir yoldur.
Kıble de böyledir. İnsanları ortak bir varlık haline getirmenin sembolleridir bunlar. Aynı kıbleye yönelmek tek tipleşme sayılabilir mi?  1400 senedir aynı biçimde namaz kılan insanların tek tip haline geldiğini söylemek mümkün müdür? Aynı biçimde türban takan günümüzün kadınlarına tek tipleşmiş mi diyeceğiz? 
Yoksa  niyetiniz kıyafet serbestliği adı altında ilkokul çocuklarını bile türbana sokmak mıdır?
Bu zevat; bir de çocuklarımızın okuduğu ‘And’a takmış durumdalar. Halbuki ABD’de bile böyle andlar okunuyor. Okunuyor ki çocuklar ortak idealde buluşsunlar.
Milli Eğitimciler; siz bu milletin çocuklarının ortak değerlerde buluşmasına neden karşı çıkıyorsunuz?
Derdiniz ne? Kime hizmet ediyorsunuz?

ANLAMADINIZ MI?

Suriye sınırına Patriot füzesi yerleştiriliyor ya…
Bazıları bunun sebebini bir türlü anlamak istemiyor.
NATO; açıklama yaptı ve dedi ki: ‘Patriotların kumandası bizde olacak.’
Demekki AKP’li Hüseyin Çelik’in, ‘Füzelerin tetiği bizim elimizde olacak.’ sözü  yanıltmaca imiş.
Yani; bu füzeler Türkiye’nin güvenliği için değil.
***
Ya nedir?

El cevap: İran; nükleer silah üretmek peşindedir. Bu da İsrail’i korkutmaktadır. İsrail; ikide bir; ‘İran’ın nükleer tesislerini vuracağız.’ diye açıklama yapıyor.
Böyle bir saldırı olursa İran; İsrail’e füze saldırısı yapacaktır. Çünkü İran’ın kendi ürettiği füzelerin menzili artık İsrail’i kapsamaktadır.
İşte İsrail-İran çatışması olur ise…
İran da İsrail’e füze sallarsa…
Bunu bizim Malatya’da bulunan radar görecek.
Patriotun başındaki Hollandalı veya Alman da işarete göre tetiğe dokunacak…
Patriot; İran füzesinin önüne çıkacak; ona çakılıp yok edecek.
İsrail de korunmuş olacak.
Bu Patriot işi tamamen bundan ibarettir.
İnanıp inanmamak da AKP’ye oy veren Mümin-Müslim kardeşlerimin ve bacılarımın işidir. Üstüne üstlük Patriot’ların parasını da sizin cebinizden alacaklar. İsrail’i korumak için kurduğunuz uzay kalkanınız hayırlı olsun ey Müslümanlar…

Rıza Zelyut-Güneş

Etiketler: »
Share
992 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...