logo

20 Kasım 2012

#dershanemolmasaydı


pekiyinet
alisanci@gmail.com

Geçen hafta #dershanemolmasaydı etiketi ile sanal alem twiter’da yoğun bir mesaj trafiği vardı. Şahsen ben de bu mesaj yağmuruna iştirak ettim.

Konu bir süreden beri Başbakan Sayın Erdoğan’ın kapatılacak açıklaması ile gündeme gelen özel dershaneler.

Sanal âlemde dershanelerin kapatılmak istenmesine twitter üzerinden tepki yağdı. Gayet medenice yapıldı bu eylem. Alanlara inilmedi, kapı pencere kırılmadı, polisler taşlanmadı. Dershanelerin kapanmasını istemeyenler sanal âlem üzerinden mesajlarını hükümete duyurmak istediler. Bu sanal eylem kısa zamanda gerek dünya listelerinde gerek Türkiye listelerinde trend topic oluverdi.

Twitter eylemi üzerine Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer bir açıklama yaptı ve dershaneye karşı olmadıklarını, fakat dershanelere olan ihtiyacın karşılandığında zaten kapatılacağını, çözüm üzerine çalıştıklarını ifade etti.

Nasıl bir çözüm çıkacak henüz bilmiyoruz, ama bildiğimiz bir şey var ki 2013 de dershaneler kapatılacak.

Sizce de bu işte bir tuhaflık yok mu? Hele bir kapatalım ardından da bir şekilde çözüm buluruz yaklaşımı size de normal geliyor mu?

Geçen sene çocuğunu üniversite hazırlık dershanesine göndermiş ve arkadan iki çocuğu da sırada olan bir veli olarak yakından ilgilendim bir konu bu. Şunu açıkça söyleyeyim geçen sene sınavlara hazırlanan kızım eğer dershaneye gitmeseydi bu gün ODTÜ’de asla okuyamayacaktı. Ümraniye’de devlet okulunda okuması onun istediği üniversiteyi kazanmasına yetmeyecekti. Başkaları gibi çocuklarımı ABD’de, İngiltere’de okutma imkanım da asla olamazdı. Okullar arasındaki eğitim eşitsizliğini kapatmak için kızımı dershaneye göndermekten başka çarem yoktu.

Üniversite sınavlarına girecek daha iki çocuğu olan bir vatandaş olarak hükümete şu soruları sormak ve tatmin edici cevaplar almak istiyorum;
Dershanelerin kapanacağı 2013/2014 eğitim sezonunda üniversite giriş sınavları olacak mı?
Sınavlar olacak ise elbette başarı değerlendirmesi de olacak. Bu durumda okullar ve şehirler arasındaki eğitim kalite farkını dershaneler olmadan nasıl kapatacaksınız?
Nişantaşı’ndaki Kolejden, Hakkari Yüksek Ova mezrasındaki okula kadar eğitim kalitesini nasıl eşitleyeceksiniz?
Bu eşitliği 2013’e kadar yani 1 yıl içerisinde nasıl yapacaksınız?

Eşitleyemediğiniz takdirde güneydoğuda okuyan gençleri cezalandırmış olmayacak mısınız? (1994’e kadar Cizre’de üniversiteyi kazanma oranı her yıl ortalama olarak 2 ila 4 kişi arasında iken, 1994 yılında dershanelerin açılması ile bu rakam önce 20’ye, bugün ise 350’ye yükselmiş durumdadır). Bu durumda çocukların üniversitelere gitme haklarını ellerinden almış olmayacak mısınız?

Yok, eğer üniversite sınavları kalkacak ise, öğrenciler üniversiteye girerken hangi kritere göre seçilecekler?

Okul başarı puanına göre olacak ise okullarda yaşanacak suiistimallere nasıl engel olacaksınız? (İstanbul’da okuduğum liseden bilirim, 6-7 dersten kalmış en tembel öğrenciler güneydoğudaki bir liseye gider, her nasılsa bir yıl içinde derslerini verir gelirdi)

Bu durum da kaliteli eğitim veren ve not almanın çok zor olduğu liseler ile eğitim kalitesi çok düşük liseler arasındaki not adaletini nasıl sağlayacaksınız?

Serbest piyasa şartları içerisinde kendine yer bulmuş bu kurumların var olma şartlarının ortadan kalkmasıyla kendiliğinden kapanması daha makul iken hiçbir alt yapası olmadan kapatacağım demek ne kadar uygun?

SETA’nın raporunda belirttiği gibi dershanelere gelir seviyesi orta ve alt grupların çocukları gidiyor. Zenginler ya özel ders aldırıyor yada ABD’de okutuyor. Bu durumda bu ekonomik seviyenin çocuklarını cezalandırmış olmayacak mısınız?

Mesele dershanelerin ücretlerini düşürmek ise, bu kurumlardan alınan vergileri düşürmek gibi, ekonomik durumu çok zayıf ailelere devlet bursu vermek gibi yöntemler düşünülemez mi?
Dikkat ederseniz sorduğum soruların tamamı çocuğunu üniversiteye gönderme derdi olan herkesin merak ettiği konular. Kimsenin başka taraflara çekmeye hakkı yok.
Dershanelerin kapatılmasının ne gibi sonuçlar doğuracağını daha önce yazmıştım. İsteyen bu linkten bakabilir.

Bir veli olarak yukarıdaki sorulara Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer’den tatmin edici cevap almak hakkım olsa gerek.

Share
696 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...