logo

30 Kasım 2012

Dershaneleri yazmak


pekiyinet
alisanci@gmail.com

Dershaneleri yazmak, artık dershaneleri yazma olmaktan çıkmış bir hadise. Bu, bir yerde Cemaat-Hükümet ilişkileri yazma niteliği arz ediyor.

Biliyorum, Cemaat’e mensup birçok insan, “dershane kapatma”yı, hükümetin, kendilerine yönelik olduğunu düşündükleri “daha geniş” negatif tavrın bir uzantısı olarak görüyor ve kırgınlığını, sosyal medya veya başka kanallarla bir şekilde yansıtıyor.

Buna karşılık, üst kademelerde olmasa da AK Parti adına (belki de AK Partili olmadan) cevaplar ve suçlamalar yetiştiriliyor. Bu da, öfkelerin kabardığı bir zemin oluşturuyor.

Sonuç olarak en azından Cemaat çevresinde AK Parti’ye karşı bir duygusal mesafe oluştuğu kesin. Bu burukluk, ortaya sandık konduğunda sandığa yansır mı, yansımaz mı, bu konuda her ihtimal ciddiye alınabilir.

Ben ne düşünüyorum:

Bir: Başbakan’ın şu veya bu sebeple, yani mesela “Okulların eğitimi kâfi gelsin, insanların dershaneye masraf yapma mecburiyeti doğmasın” kaygısıyla Milli Eğitim’i dershaneye ihtiyaç duyurmayacak niteliğe kavuşturması doğru bir yaklaşım olur. Aynı şekilde, liselere ya da üniversiteye girişte sıralama gereğini kaldıracak bir yapı kurarsınız -tabii kurabilirseniz- yine doğru olur.

Yanlış olan

İki: Ama “Dershaneleri kapatacağız” biçiminde bir çıkış yapılması yanlıştır. Dershane kapatmak, bir ticari kurumun kapısına devlet eliyle kilit vurmak anlamına geliyorsa, buna yetkiniz yok. Bu yapılamaz, bir, bu yapılamaz işi yapacakmış gibi ortaya çıkarsanız, tavrınız, öğrencinin dershaneye muhtaç olmamasından başka bir sebeple alakalandırılır, iki.

Üç: Dershane kapatmayı, bir hükümet politikası gibi sunmak yanlıştır. Böyle bir politikadan heyecan duymanız için, vatandaşta da o heyecanın karşılığının olması gerekir. Oysa dershane kapatmak bir heyecan uyandırmıyor. Okullarda eğitim kalitesini yükseltmek evet bu heyecan uyandırır, kıyafet yönetmeliğini özgürlükler istikametinde değiştirmek evet heyecan uyandırır, sınavları kaldırmak evet sınavları, dershane eğitimine gerek duymadan halledebilir hale getirmek evet… Bütün bunları yapabilirsiniz. Hükümet olarak hakkınız, göreviniz. Ama ortada bir ihtiyaç var ise bunu marketleri kapatarak çözmek, makul olmaz.

Dört: Öte yandan, dershanelerin varlığını savunmak için, mesela sınavların devamını istemek de absürt olur ya da eğitimin kalitesinin düşük olmasını savunmak ve “öğrenciler dershaneye muhtaç olsun” duygusuyla hareket etmek de…

Hocaefendi’nin uyarısı

Beş: Cemaat’teki burukluk belli ki Hocaefendi’ye de yansımış durumda. Peki o ne yapıyor? O, kendisinden beklendiği gibi reaktif değil, çok proaktif bir tavır sergiliyor. Şu sözler Hocaefendi’ye ait:

“Hareketi, hamleyi, gayreti durdurmadan, Allah’ın izni ve inayetiyle alternatif yollar, yöntemler oluşturarak yola devam etmeli. Onlarla uğraşmaya kalkarsanız, bir yerde takılır kalırsınız. Zamanı israf etmiş olursunuz. Hiç uğraşmadan, alternatif yollar ve yöntemler oluşturarak yolunuza devam edeceksiniz. Evinizi kapattıkları zaman yurt açacaksınız. Yurtlarınızı kapattıkları zaman ev yapacaksınız. Okulunuzu kapattıkları zaman üniversite yapacaksınız. Üniversitenizi kapattıkları zaman on tane okul açacaksınız. Hiç durmadan yürüyeceksiniz. Hafazanallah, durup başkalarıyla meşgul olmaya kalktığınız zaman, zamanı beyhude kullanmış, israf etmiş olursunuz. Zamanı israf etmenin hesabını da Allah sorar. ”

Altı: Dershaneler konusu, Cemaat’i aşan çok geniş bir konu. Bir büyük sektör. Büyük bir istihdam boyutu var. O ayrıca göz önünde bulundurulmalı. Ama benim işaret edeceğim başka bir şey var. Doğu-Güneydoğu’daki sancı ile dershane ilişkisi. Bir bilim adamını dinledim bölgede çalışan: Dershanelerin kapanması bölgedeki gençlerle iletişimi sağlayan bir iyilik damarını kesmek olur.

Bence hükümet, eğitimin kalitesini yükseltmek adına ne kadar çok şey yaparsa yapsın ama “Dershane kapatma” söylemiyle ortalıkta dolaşmasın.

Son söz: Cemaat-Hükümet ilişkilerinin yaralanması, her çevre için yaradır. Türkiye için yaradır.

Ahmet Taşgetiren-Bugün

Etiketler: »
Share
933 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...