logo

ümraniye escort ümraniye escort ataşehir escort kartal escort anadolu yakası escort kadıköy escort

Bonsai saksıdaki ağaç mı; yoksa zehir mi?


facebooktwitter
Ekrem AYTAR
ekremaytar@gmail.com

Geçtiğimiz günlerde televizyon ekranlarından lise öğrencisi çocuğunu uyuşturucuya kurban veren bir babanın feryadı bizlere ulaşıyordu. Gözü yaşlı baba yeni kurbanlar olmaması; yeni gözü yaşlı ana-babalar olmaması için tecrübelerini ekranlardan gençlere, ebeveynlere aktarmaya çalışıyordu. Baba oğlunu son zamanlarda adını sıkça duymaya başladığımız yeni bir uyuşturucu türü olan “bonzai” kullanımı sonucu kaybetmişti.

Uyuşturucu madde adından da anlaşılacağı gibi bağımlılık yapan bir maddedir. “Bonsai” kelimesini, bu yıl yayınlanan ilkokullar için hazırladığımız yaz tatil kitabımızda; “Japonca’da ‘Saksı içerisinde yetiştirilen bitki’ anlamına gelmektedir. Bir bitkinin bonsai olabilmesi için, saksıda küçük bir ağaç olması gerekmektedir.” şeklinde tanımlamıştık.

Saksıdaki minyatür ağaç ile uyuşturucu olarak kullanılan “bonzai”nin uzaktan yakından bir alakası yoktur. Bizlerin anne-baba olarak, ebeveyn olarak, eğitimci olarak, öğrenci olarak, toplumun birer ferdi olarak “bonzai”yi günümüzde özellikle gençleri zehirleyen uyuşturucunun kolay ve ucuz olarak ulaşılabildiği şekli olarak bilmemiz gerekmektedir.

Uyuşturucu konusundaki asıl sıkıntı ise şudur. Anne-babaların hiç biri çocuğuna böyle zararlı bir maddeyi kullanmalarını yakıştıramamaktadır. Tabi bu konuda yerden göğe kadar haklıdırlar. Ülkemizde hiçbir okul yöneticisi de kendi okulunda uyuşturucu kullanıldığını, okulunun adının uyuşturucu madde kullanımı ile anılmasını, medyada boy göstermesini istemez. Okul yöneticileri, öğretmenler de bu konuda yerden göğe kadar haklıdırlar. Televizyonlarda uyuşturucu nedeni ile hayatını kaybeden bir genç haberi gördüğümüzde üzülürüz. Fakat o an iş işten geçtiği için yapacak fazla bir şeyimiz yoktur. Birkaç ah vah ile işi geçiştirmek çözüm değildir.

Bir varlığı görmemezlikten gelmek, o varlığın yok olduğu anlamına gelmemektedir. Dünyada büyük bir pazar hâline getirilen bağımlılık yapan maddelerin üretimi ve pazarlaması devam ettiği sürece; bunun olumsuz etkileri hepimizi çemberin içerisine almaktadır. Bu nedenle Nasrettin Hoca’nın çocuğunu testi ile suya gönderirken önce dövmesi fıkrasında olduğu gibi; bizler de testi kırılmadan çaresine bakmak durumundayız.

Öğrencilerimizi, gençlerimizi ve de velileri-ebeveynleri uyuşturucu maddeler hakkında bilgilendirmeliyiz. Uyuşturucu maddeler hakkında bilgisi olmayan kişilerin; meraktan ya da bu zararlı maddeleri pazarlayanların telkinlerinden daha kolay etkilenmeleri mümkündür. Günümüzde kişiler özellikle de gençler ve öğrenciler toplumdan daha uzakta kalmakta, bu nedenlerden dolayı da yalnızlaşabilmektedir. Bu yalnızlık ortamından kurtulmak isteyen gençler de sanal ortamda veya okul ortamında tanıştıkları iyi niyetli olmayan kişilerin telkinlerine kanıp uyuşturucuya başlayabilmekte, bağımlılar kervanına dahil olmaktadırlar.

Bu nedenle ortaokul sekizinci sınıflardan başlamak üzere, özellikle lise bir yani dokuzuncu sınıf öğrencilerine bağımlılık yapan maddeler hakkında bilgilendirme seminerleri; topyekûn ülke sathında verilmelidir. Umulur ki bağımlılık yapan maddeler hakkında bilgilenen öğrenciler; bu kirli ağın kollarına düşmekten kurtulurlar.

Yoksa daha uzun süre televizyon ekranlarında uyuşturucu madde kurbanı gençler haberlerini izlemeye, gözü yaşlı anne babaların uyarılarını hüzünlenerek dinlemeye devam ederiz. Bilgilenme ve konu ile ilgilenme, uyuşturucunun zararlarından toplumu uzak tutmaya yarayacak en makul uygulama olarak karşımızda durmaktadır. Yoksa bu bataklığa sürüklenenleri bataktan kurtarmak hiç de kolay bir iş değildir. Tabi ki bu uyuşturucu müptelasına bulaşan kişilere de yardımcı olmak toplumun görevidir. Onlar da çözüm sürecinin bir parçasıdır.

Fakat bataklık kurutulmadığı sürece bu tedbirler de sınırlı kalacaktır. Bir taraftan da bataklığın kurutulması yönünde kalıcı tedbirler alınmalıdır. Böylece bataklıktan üreyen zararlı alışkanlıklar son bulacaktır.

Son söz olarak; “Eğitim, bağımlılık yapan maddelerle mücadelede de en önemli çözümdür.” diyoruz. Eğitim her sorunun çözümünde kilidi açan bir anahtar gibidir. Kilit açıldığında çözüm de eğitimle beraber gelecektir. (18.8.2014)

Ekrem AYTAR
MEMURHABER

Share
1209 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Marka…

    29 Kasım 2014 Köşe Yazıları

    Son yıllarda “marka olmak” sözünü çok işitir olduk. Bu sözün edilmesi bile bazı şeyleri öğrenmeye başladığımızı ortaya koyması açısından sevindiricidir. Marka olmayı genç kuşaklar ya da bilmeyenler için kısaca anlatmaya çalışayım: Siz kravat/ayakkabı/ceket vb. yaparsınız ve X markasıyla ya da markasız olarak 10-15 TL’ye satarsınız. İtalyan, Fransız, İngiliz aynı ürünü Y markasıyla 200 – 10.000 TL’ye satar. Bugün ülkemizde üretilip ihraç edilen malların kilogram fiyatı 1.2-1.5 ABD doları seviyesinde olup son derece düşüktür. Soğan, patates...
  • Yaşasın, okullar açılıyor

    13 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    Uzun yaz tatili döneminin son hafta sonu tatiline giriyoruz. 2014-2015 eğitim öğretim yılı 15 Eylül 2014 Pazartesi günü, ilk ders zilinin çalması ile başlıyor. MEB’in açıkladığı çalışma takvimine göre, yarıyıl tatili Ocak ayının son haftası ve Şubat ayının ilk haftası olan 26 Ocak-6 Şubat 2015 tarihleri arasında olacak. Eğitim öğretim yılı da 12 Haziran 2015 Cuma günü sona erecek. Geçtiğimiz hafta başlayan uyum eğitimi ile 1 milyon 65 bin öğrenci okulöncesine, 1 milyon 290 bin 770 öğrenci de ilkokul 1. sınıf ile eğitim-öğretim hayatına “merhab...
  • 2014-2015 Eğitim öğretim ödeneği hangi tarihte,ne zaman ödenecek?

    09 Eylül 2014 Eğitim, Ekonomi, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet

    2014-205 Eğitim-öğretim yılı ders zili, öğrenciler için çalıyor Okula başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz? Çocuk dünyamızın çok önemli bir o kadar da unutulmayacak bir günüydü değil mi? Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğrenci öğrencidir. Ve de okula başlamanın ilk günü hâlâ insan hayatının en önemli olaylarından biridir. Hatırlıyorum da bizim zamanımızda annemiz babamız bizi elinden tutup ilkokul birinci sınıfa götürmezdi. Aileden okula devam eden bir büyüğümüz ağabeyimiz, ablamız varsa onun yanı...
  • Öğretmenler, öğrenciler! Siz hâlâ EBA ile tanışmadınız mı?

    06 Eylül 2014 Eğitim, Güncel, Haberler, Köşe Yazıları, Manşet, MEB, Teknoloji

    Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte öğretim yöntemleri de ister istemez değişime uğruyor. Ülkemizde yıllar yılı kara tahta tebeşir ikilisi ve eğitimin hâlâ en güçlü öğesi olan öğretmen; eğitim-öğretim faaliyetlerinde baş sırayı almıştır. Fakat hızla değişen teknoloji ile birlikte karatahta-tebeşir ikilisi sınıflardaki tahtını akıllı tahta, tablet ve internet erişim ağına bırakıvermiştir. Öğretmen ise hâlâ eğitim-öğretim ortamının en başat unsurudur ve olmaya da devam edecektir. Hiçbir eğitimci, teknolojideki gelişmelerin eğitimde en v...